"SARI BERELİLER"

Bundan, yirmidokuz- otuz yıl önce Almanya-Nürnberg'teydim.
Bavyera Eyaleti'ne bağlı, dokuz tepe üzerine kurulmuş, beşyüzbin civarında nüfusu olan, "eski şehir" de denen Nürnberg'in, iki dilli sınıflarında sınıf öğretmeni olarak görev yapıyordum.
Denizden yüksekliği üçyüz metre olan Nürnberg'te dört mevsim çok güzel geçmekteydi.
Göreve başladığımda, yeşillikler arasında, kırmızı kiremitlerinin yakıştığı eski şehir Nürnberg, alabildiğine sonbaharı yaşıyordu. Eylülde açılan okullara, sokakları dolduran yüzlerce sarı bereli çocuk çığlıklar atarak girip çıkıyordu. Okul yolu trafiğinde dikkati çocuğa çekmek için eğitim dairesi tarafından verilen bu sarı bereler çok önemliydi.Ben onları, baharı müjdeleyen çiğdemlere benzetirdim.
Almanya- Nürnberg'te, okulda göreve başlamam şöyle oldu:Bana, okul idaresi tarafından bir gün önce verilen anahtarı , sınıf kapısının kilidine yerleştirmeden önce sınıf kapısına, kamalı haç işaretinin altına yazılmış,"Yanaşmalar dışarı!" diyen yazıyla ; sınıfa girdiğimde de yerinden düşürülerek parçalanmış Kemal Atatürk'ün portresiyle karşılaştım.Okul ustasına sınıf kapısındaki yazıyı ve kırılmış resmi göstererek durumu okul idaresine duyurmaya başladım. Bu sırada yanımıza gelen okul rektörüne de olayı bir daha anlattım. Rektör; bu gibi davranışları okul içinde veya dışında olan bazı çevrelerin yapabileceğini söyledi ve başka bir şey söylemeden çekti gitti.Okul ustası telaşa kapılmıştı. Sınıf kapısına yazılmış bu sevimsiz yazıyı sildi. Çerçeveyi düzeltmeye çalıştı.Buna göre bazı çevreler bize;"Almanya'ya hoş geldiniz(!) ama,buradaki Türk gerçeği budur." demek istiyorlardı…
Daha sonraki günlerde, beni bir çok ön yargıdan kurtaracak mandolinimi masamın bir köşesine yerleştirdim. Artık, müzik derslerimizde ve din derslerinde çocuklarıma öğreteceğim millî ve dini müziğimizin vazgeçilmez aracı elimin altından hiç eksik olmayacaktı. Hem de öyle oldu; derslere başladığımız zaman sonralarında sınıfımdan salonlara dağılan güzelim okul parçaları dost sınıflar ve öğretmenler tarafından duyulmaya başlamıştı. Din derslerinde Yunus Emre'mizin; Sordum sarı çiçeğe,İlim ilim bilmektir adlıs ilâhilerini, Tekbir ve Salli'yi çalıp söylüyorduk. Sınıfımızın Almanca derslerine giren misyoner öğretmenleri de müziğimiz etkiliyordu. Alman sanat adamı Zug Mayer'in;"Kötü insanların müziği olmaz." Yargısını anlıyor, bunu bütün izleyenlere halimizle anlatıyorduk. Almanya'ya gelişimin ikinci yılında sene sonu olacak okul bayramında, ikinci sınıflarla kurduğumuz sınıf korosuyla, bütün öğrencilere ve misafirlere söylediğimiz Anadolu ezgileriyle sınıfımın ve kendimin tanıtılması konusunda son noktayı koymuştuk. Artık Uhland İlköğretim okulu salonlarında öğrencilerimle birlikte çalıp söylediğimiz aşağıdaki ezgiler yankılanıyordu.
"İstiklâl güneş gibi
Hür alnında parıldar
Nabzımda ateş gibi
Fatihlerden bir kan var
Atam sen rahat uyu
Yolcusuyuz biz hürriyetin
Atam sen rahat uyu
Bekçisiyiz Cumhuriyet'in"
"Sordum sarı çiçeğe
Annen baban var mıdır
Çiçek eydür derviş baba
Annem babam topraktır"
"İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır"
"Allahûekber Allahûekber
Lâilâhe illâllâhü vallahû ekber
Allahû ekber velillahilhamd"
Şimdi, otuz yıl sonra geriye baktığımda, unutulmayacak gizli sırlarla dolu bir olayı şöyle anlatmak isterim.Uhland İlköğretim Okulu'nda göreve başladığımda aldığım birinci sınıflar ikiye geçmişlerdi.Derse dikkatin toplanması için uyguladığım çeşitli oyun ve eğlenceler arasında "Uçtu uçtu" oyunu da vardı.Sınıfta ara sıra bu oyunu oynuyorduk. Sınıfımın en çalışkan öğrencileri arasında yer alan ikiz Alper ve Enis kardeşlerin bu oyunu çok beğendiklerini, herkesten önce "uçmaz-uçtu" diye birlikte haykırmalarından anlıyordum. Hiç yanılmadan sorulara cevabını veren bu ikiz kardeşlere dönerek;"Yoksa siz pilot mu olacaksınız?" sorusuna, ikisi birlikte;"Evet pilot olacağız! Öğretmenim." Diye cevap verdiklerini hiç unutmadım. Hem de öyle oldu; sarı bereli Alper ve Enis, Almanya Hava Okulu'nu başarıyla bitirmişler, pilot olmuşlardı… Daha önce yazdığım gibi biri Lufthansa Hava Yolları'nda, birisi de Türkiye Türk Kuşu'nda pilot olan Alper ve Enis'e iyi uçuşlar diliyorum…
Romanımda, bizim, Almanya'da görev yapmamızı sağlayan Türk ve Alman makamlarına saygılarımı sundum.Ömrümden altı yılımı alan Almanya Nürnberg'te bir sürü dost bıraktığımı biliyorum.Bu olay tarihte;"Sarı bereliler ihtilâli"diye anılacak…
Mandolin, Piyanist'i-yıllar sonra da olsa-bir daha çok iyi anlıyordu…
17 Şubat 2011 İstanbul, Kartal Yunus GÜLDEMİR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı haberin tüm hakları GEREDE HABER'e aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.GEREDE HABER aksi durumda doğacak yasal hakkını saklı tutar.
OKU - YAZ - GÖNDER! Sende Fikrini Yaz...
YORUMLARINIZ BİR HABER KADAR KIYMETLİ























